arşivime baktım da,
şu an benim için hiç bi Anlamı olmayan bi dolu insanla ilgili pek çok şey yazmışım. peki asıl benim için çok önemli olan 4 aydır hayatıma ortak olan insandan neden hiç bahsetmemişim? aslında 4 aydır ben tumblr a bile adam gibi girmemişim. şimdi ona yazmamanın haksızlık olduğunu hissettim ve yazıyorum. son zamanlarda ilişkimiz o kadar boka sardı birbirimizi o kadar üzdük ki. tam anlamıyla iki inatçı keçiyiz. hangi çift 1 ay içinde 3 kere ayrılır. madem durup durup ayrılcan e bırak niye devam ediyosun. olmadı işte bırakamadık.. tam ben bıraktım o sabahın 5 inde kapıma geldi seviyorum dedi. ki hiç demediği sözdür. şimdi de ben bırakamıyorum. son bir kez gel son kez uyu benimle dedim. belki gelicem dedi, gelmedi. hastalıktan ölen halimde arkadaşlarını bana tercih etti. yarın dışarda buluşalım dedi. yani bugün. 1,2 saate arar bakalım bekliyoruz. asıl meseleye gelince, bu insan diğerleri gibi değil. aşığım sensiz yapamam diye peşimde dolanmıyo. onun yerine şarkılar söylüyo bana. ben kahvaltı hazırlarken belime sarılıp dans ettiriyo. ben cod oynarken beni videoya çekip deliler gibi gülüyo. o güldüğünde ben dünyanın en mutlu insanı oluyorum. bulaşık yıkamayı bile o öğretti bana. ben onun resmini yaparken hiç olmadığı kadar merakla ve masum gülümsüyo. içinden işte benim sevgilim diyo, biliyorum. aç kalmış bi köpek görünce besliyo. hemen herkesle bi diyalog kurabiliyo. kalabalığa dayanamayıp sinirleniyo ben de o zaman boyum anca oraya yettiği için göğsünü ısırıp öpüyorum. yemyeşil gözleri var, dudakları benimkilerden şekilli ve güzel. görüşmediği öz babasına çok benziyo. tabi bunu ona söylemedim ama baktım merak ettim. çünkü daha yeni yeni anlatıyo bana hayatını. sabırla bekledim hep bunu. neler olucak hiç bilmiyorum. ‘bu sefer gerçekten bitti’ dedi. onsuz yapamaz mıyım, elbette yaparım ama bu 2. tercihim. ilki o, hala onunla olmak istiyorum sanırım. onun gıdıklamasını, onun boynumu öpmesini istiyorum. aslında kendini bi rahat bıraksa bi hep benle kalsa ben onu bulutlara çıkarıcam farkında değil. şu ana kadar hep sıkılıp ayrılan acımasız davranan taraftım. ilk defa 4 ayrılığa rağmen sıkılmadım. o benden sıkıldı mı.. bilemiyorum. tek istediğim beni önceliklerinde tutması. bazen cidden çok öküz. bazen de garip bi biçimde çok ince düşünüyo. bu hikaye bitti mi ikimiz de bilmiyoruz. ama bildiğim şey, ikimiz de sabahın köründe çimenlerde uyuduğumuzu, can kurtaran kulesinde seviştiğimizi, yaptığımız yemekleri, nasıl uykuya daldığımızı, biterse gidicekmiş korkusuyla hiç bitmeyen öpüşmelerimizi, aşık olduğumuz kokularımızı, bindiğimiz bomboş son trenleri, gerçekleştiremediğimiz tatil planlarımızı, nabzımı sayışını, kucağımda uyuyakalışlarını ve daha pek çok şeyi hiç unutmayacağız. ARA ARTIK!



